Biz erken yaşta adam olan çocuktuk…

– Türkiye’de geçen günlerime ithafen –

Biz erken yaşta adam olan çocuktuk…

Biz erken yaşta adam olan çocuklarız. Emsallerimiz anasının, babasının kanadı altına sığınırken.
Biz koca dünyaya karşı yalnız ve özlemle bırakılmıştık. Doymamıştık ki daha!
Kimimiz 12, kimimiz 14 kimimiz 16 ama tek başına koskoca adam olmuştuk.
Ufukta gözüken geleceği erken yaşta tatmıştık, hayatımızı ona göre ayarladık ve hazırlandık.

Bazılarımız ‘adam’ olsun diye, bazılarımız ‘vatanını ve milletini’ tanısın diye ve bazılarımız ‘macera’ için erken yaşta adam olma adımını atmıştık veya attırılmıştık. Bizi uydurma resimler ve yazılarla kandırmışlardı, Boş beleş vaatler ile…

Ayrılık günü! O güne kadar hiç tatmadığımız bir acıyı bir ağrıyı anlatması zor olan bir ağırlığı o zaman hissetmiştik.
Anadan, babadan, kardeşlerden ayrılmanın ve hayata karşı yalnız kalmanın tadını biz erken yaşta çocuk yaşta tatmaya başlamıştık. Evet! Erkek adamız, erkek adam üzülmez, erkek adam ağlamaz, erkek adam özlemez ama sen birde gel bakaydın bu erkek adamların geceleri gözyaşları ile ıslattığı yastık yüzlerine. Gelip bakaydın gözlerinin içine, kıpkırmızı ve bitap düşmüş kan çanağı gözlerine.

Bir çok kişinin günlük defalarca seslendiği ana, baba kelimelerini günlerce ve aylarca ağzından çıkmadığı, o kelimelerin dilimize ve gönlümüze uzak olan çocuklardık biz. Tatillerde ailemizin yanına gideceğimiz vakit saatlerin geçmediğini öğrenen çocuklardık, yolların bitmediği ve bir türlü uçak tekerlerinin karaya değmediğini hisseden çocuklardık. Tatil günlerini hafta olarak değil de, gün olarak sayan ve böylece tatili uzun gibi hissettiren, kendi kendini kandıran çocuklardık biz. 3 hafta sömestr tatili yok! 3 hafta nedir ki? 21 gün sömestr tatili var. 21 gün bitmeyecek, geriye doğru günleri saymak yok! Yasak! Yoksa o his, o ilk tattığımız his yine olacak! Yine bizi bulacak, üstümüze çökecek.

Sen hiç bayramda tüm gün pijama ile oturdun mu? Uzaktan ailesi ile bayramlaşan çocukları izledin mi? Sen kendine hiç yabancı oldun mu? Biz olduk! Adam olduk, hem de çocuk yaşta. Tüm sahur ve iftarlarını soğuk tabloidlerde yedin mi? Orucunu tuttun diye seni seven ve bağrına basan kimse olmadan tuttun mu? Biz tuttuk, hepsini tuttuk! Hayatı da tuttuk ve öğrendik!

Sevdiklerinin sesini hatırlamak isteyip te hatırlayamadığınızı bilir misin? Yüzlerini gözünün önünde canlandırmak isteyip beceremediğini hatırlar mısın? Biz vazgeçmiştik çabalamadan! Erkek adam böyle şeylerle uğraşmaz.

Hastalanınca bize ilaç getiren, ateşimizi ıslak havlu ile düşürmeye çalışan kimsemiz yoktu. Hepimiz kendimizin doktoru kendimizin hemşiresi kendimizin annesi olmuştuk. Kendi iğnemizi yapabilecek çocuklar olmuştuk. Nazlanacak, şefkat bekleyecek, elini alnımıza değdirecek kimsemiz yoktu! Biz kendimizin nazıydık, şefkatiydik ve o iyileştiren el idik. Hastane koridorlarında yolumuzu kaybetmiş çocuklardık biz. Yalnız ve saf!

Baba ocağına tatile geldiğin vakit, acıktığını çekingenliğinden dolayı dile getiremediğinin hissini bilir misiniz? Mutfak yolunun gözünüzde gittikçe uzaklaştığını ve buzdolabını açmaya cesaret edemediğinizi bilir misiniz? Biz bildik! Bildik ve kendi ocağımıza yabancılaştığımızı anladık. Kurulan düzende senin yerinin olmadığını, sadece yabancı bir misafir oyuncu olarak yer aldığımızı öğrendik. Sen bir misafirsin, kendi ocağında misafirsin, erken yaşta adam olan çocuk!

Senin yerin kurulan yeni düzende yok! Olmayacakta! Hep misafir olacaksın, hep yabancı olacaksın, geri dönsende o bağını kopardın bir kere! Geriye çeviremez sensiz geçen yıllar! Bitti artık bitti…Erken yaşta adam olan çocuk.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.